16 Aralık 2012

Earth Cake



   Sağda solda gördüğüm üzerinde dünya şeklinin olduğu objeleri toplamanın yanı sıra kendim neler üretebilirim diye düşünürken aklıma gelen ve anında işe koyulduğum dünya pastam bir kaç eksiğiyle beraber bence şahane oldu. Sizce? 

   Beside collecting the things which has world figure on it, i thought what can i produce? Then immediately this came to my mind. An earth cake. Altough it has a few misshapen in the appearance it was scrumptious.What do you think?



28 Kasım 2012

So...


I'll be going to Austria, Czech R and Hungary on may. I'm terribly excited. 



"The world is a book and those who do not travel read only one page." - Saint Augustine

*the travel has been delayed for a little while. 

16 Kasım 2012

Asrın Projesi: Marmaray

   Trafik, boğazdan her gün geçmek zorunda olan 2 milyon insan için kabus gibidir. Feribot sistemi ve iki boğaz köprüsü günlük talep ile maalesef başa çıkmak için yeterli değildir. Bunun tek çözümü tüneldir.

   İlk kez sultan Abdülmecit tarafından düşünülen Marmaray, asrın mühendislik projesi olarak adlandırılmaktadır. Dünya’nın en derin batırma tüp tüneli olan Marmaray’ı inşaatı sırasında ziyaret eden 16 bin kişiden biri oldum.

   Önce güvenlik için baretleri giydik ardından fosforlu yeleklerimizi. Saha içi güvenlik kuralları, kendi güvenliğimiz ve çalışanların güvenliğini ihlal etmememiz konusunda uyarıldık.



   İlk olarak proje hakkında genel bilgiler alarak, merak ettiğimiz soruları sorduk.

   
 
   Marmaray dünyanın en aktif fay hatlarından biri olarak bilinen Kuzey Anadolu Fay hattının yalnızca 16 km uzağında bulunmaktadır, durum böyleyken kafalara olası bir deprem sırasında Marmaray'a ne olacak sorusu gelmektedir. Mühendisler potansiyel bir saatli bombanın üzerine inşaat kuruyor olabilirler mi? Cevap gayet iç ferahlatıcı :) Tünel ve istasyonlar doğanın en etkili güçlerine karşı dayanabilecek şekilde tasarlanmak zorunda olduğundan dolayı İstanbul'da beklenen 7.5 büyüklüğünde bir deprem için Marmaray'ın bulunulabilecek en güvenli yer olduğunu söyleyebiliriz.

  Daha sonra, sıra geldi inşaat alanına inmeye...
  

   Ve artık içerideyiz, yerin 50km altında.



   Şimdi, projeye şöyle yüzeysel olarak bir bakalım.

   1860 yılında mühendisler boğazda bir tünel inşa etmenin yollarını araştırıyorlardı ama kanal 19'uncu yüzyılın inşaat tekniklerinin baş edebileceği kadar kolay değildi. O zamanlar rüyadan öteye geçemeyen proje bugün imkansızın gerçeğe dönüşmesidir. Türk, Japon ve Amerikan mühendislerin ortam yapımı olan Marmaray, Avrupa ve Asya’yı tarih boyunca ilk defa bir tünel ile birbirine bağlayacaktır. Batırma tüneller karada tamamlanıp denize yerleştirilmektedir. Yapıyı tutması için özel çukurlar kazılmaktadır fakat her tünelin yer altına yerleştirilmesi mühendislere pek çok zorluk yaratmaktadır. Eğer operasyonun herhangi bir parçası yanlış işlerse tünel bölümü saniyeler içinde sular altında kalabilir. Bu yüzden tünellerin yerleştirilmesinden önce koşulların mükemmel olması zorunludur. Marmaray, şu anda 54km derinliği ile San Francisco’da ki BART tüneline 15m’lik bir fark atarak dünyanın en derin batırma tüp tüneli olmaktadır.

   Herşey programlı giderken bir gece içinde Yenikapı istasyonundaki çalışma bütün tünel demiryolu hattını geciktirecek mola verdirmiştir. Marmaray projesinin 2010 yılında bitmesi planlanmıştı. Antik liman kazısındaki keşifler istasyonu geciktirmeye devam ediyordu. Mühendisler dakik bir plan isterken, arkeologlar bir eşi daha görülmemiş bilimsel keşiflerin gerekliliklerine bağlı kalarak hiçbir zaman çizelgesi çıkarmıyorlardı. Gerçi bu tünelin inşa edilmesi için 152 yıl beklemişken, birkaç yıl daha bekleyebiliriz sonuçta değil mi? :P Eğer Marmaray projesi başlatılmasaydı bu arkeolojik kazının gerçekleştirilmesi olamayacaktı bu yüzden sadece ulaşım açısından değil İstanbul’un saklı tarihini ortaya çıkarması açısından da çok önemlidir.


   Güzergah ve öngörülen yolculuk süreleri şu şekildedir.


  



Gebze-Halkalı 105 dakika
Bostancı-Bakırköy 37 dakika
Söğütlüçeşme-Yenikapı 12 dakika
Üsküdar-Sirkeci 4 dakika








   Son olarak, Marmaray yetkililerinin verdikleri bilgilerden ve coğrafya kulübüne bizlere bu keyifli ve öğretici teknik gezi şansını tanımalarından dolayı teşekkür ediyorum.







7 Kasım 2012

Çok Gezen Çok Bilir: Meke Gölü


Volkanik patlamayla 5 milyon yıl önce meydana gelen kraterin, zamanla suyla dolarak göle dönüşmesiyle oluşan Meke gölü artık can çekişiyor…

Konya’nın Karapınar ilçesinde dünya’nın nazar boncuğu olarak adlandırılan Meke gölü’nün kurutulmuş olması kabul edilemez bir durumdur. Kan ağlayan Meke’nin eski güzelliğine kavuşması için alınması gereken önlemlerden bazıları: gelişi güzel ve kaçak açılan kuyuların kontrol altına alınması, bilinçsiz su tüketiminin yapılmaması, çiftçinin istediği kadar suyu yeraltından çekip kullanamamasıdır. Bunlara ek olarak kuraklık nedeniyle son 20 yıl öncesine göre maalesef yaklaşık %60 oranında su seviyesinde azalma görülmektedir.

Bu coğrafya sahipsiz değil, Meke’nin sahibi bizleriz ve haritalardan silinmemesi adına elimizden geleni yapma mecburiyetindeyiz.

2010 yılında görüp, volkanın tepesinde "earth science" dersi işleme fırsatı bulduğum bu güzellik yaşayabilecek mi yoksa sadece fotoğraflarda mı kalacak?

Hep birlikte göreceğiz…

4 Kasım 2012

COĞ 101

   Başlangıçlar her zaman zordur.. İlk postum olacağından nasıl bir giriş yapmam konusunda epey düşündüm. Adım Betül. Fatih Üniversitesi coğrafya bölümü 4. sınıf öğrencisiyim. İnsanlara coğrafyayı sevdirmek ve aynı zamanda kendimi geliştirmek üzerine “blogger” olma yoluna çıkıyorum.
  
   O halde ilk etapta coğrafya nedir ne değildir sorusunu cevaplayarak kısa ve yüzeysel bir giriş ile başlamak istiyorum.

   Coğrafya, geo (yer) ile graphein (tasvir etmek) sözcüklerinin birleşmesinden meydana gelmektedir. Birçok bilim ve bilim dalının sentezidir. İnsanın olduğu her yerde coğrafya vardır. Tanımı yapılırken en çok yapılan hatalardan birkaçı sadece dünya üzerindeki yerlerin isimlerini ezberlemek aynı zamanda bu yerlerin nerede olduklarını göstermek, dağın yüksekliğini yada akarsuyun uzunluğunu bilmek demek değildir. Evet, ortaöğretim ve lisede ezbere dayalı bir hale getirilip iç kıyıcı bir ders haline getirildiği doğrudur. Bunda ne öğrencinin ne öğretmenin suçu vardır. Bu kadar sevimli bir dersi gayet rezil bir şekilde anlatmaya zorlayan iğrenç eğitim sisteminindir tüm suç. Maki bitki örtüsünü 5789 kere duyup, eğitim hayatı boyunca bir kere bile nasıl bir şey olduğunu görememektedir üzücü olan. Teorinin yanı sıra uygulaması bol olan bir derstir ki coğrafya, işte çözüm tam olarak burada devreye girmektedir. Arazi çalışmasına verilen önemin göz ardı edilmesi bence aynı zamanda coğrafya biliminin göz ardı edilmesidir.

   Eğer benim gibi lisede şanslı öğretmenlere denk gelip coğrafya’ya çoktan sempati duymaya başladıysanız zaten bir adım öndesiniz. Üniversitede bölümü tercih ederek, görmek ve bakmak arasındaki farkın ayırt edildiğini anlayanlardanım. Şu an coğrafya bana 4 sene önce olduğundan çok başka gözükmekte.

   Açıkçası kimi zaman kıyıda köşede kalmış bir branş olduğumuzu düşünmeden edemiyorum. Türkiye’de coğrafyanın gelişimi yerine çöküşünü görmek istemiyorum. Önümüzdeki 10 yılda daha iyi yerlere geleceğimiz adına ümitliyim. İnanıyorum, çünkü hepimiz özeliz. (Uuu)

   Son olarak,
   Coğrafya bölümünü tercih etmekte kararsız arkadaşlara sesleniyorum..

   Su çok güzel gelsenize.